05 Ağustos 2012, 14:17 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Doğanköy Tarihi 1.Bölüm

Doğanköy Tarihi 1.Bölüm

Seçme Makaleler

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 3070 kez okunmuştur

DOĞANKÖY TARİHİ ve ÖNEMLİ BİR BELGE: “1850 YILINA AİT ÖŞÜR(Aşar) VERGİSİ KAYITLARINDA DOĞANKÖY(Mucura)”

(I.BÖLÜM)

DOĞANKÖY Beldesinin hangi tarihte kurulduğuna dair kesin belgeye henüz rastlanılamamıştır. Ancak yaşlılarımızdan verilen bilgilere göre Doğanköy’ün en az 400 yıllık bir geçmişi olduğu söylenmektedir.
Doğanköy Beldesi; Söğütlü(Kalenima) Vadisinin her iki yakasında kurulmuştur. Karadeniz kıyısından güneye doğru Söğütlü Deresini takiben Düzköy karayolunun 14 km kadar iç kesimindedir.

Akçaabat-Düzköy karayolu; Söğütlü Deresinin batı yakasını takip ederken çok eski yıllarda olduğu gibi vadi geçişini sağlayan ve 19 Haziran 1990 yılı vuku bulan sel afatında yıkılan kemerli köprüye paralel olarak yapılan ve 2008 yılında genişletilen Doğanköy’ün merkezindeki betonarme köprü ile derenin doğu yakasına bağlanmaktadır.

Doğanköy’e bağlı Mezra (Mezere) ve yaylalar nedeniyle beldenin ağırlığı vadinin güney ve doğu tarafındadır. Doğanköy’ün eski adı Mucura'dır.

Etrafında, doğuda; Akçaabat Dörtyol beldesine bağlı Erikli(Mimera) mahallesi ve kuzeyinde ve batısında; Dörtyol beldesine bağlı Karacakaya(Hatelita) mahallesi ve batısında; Akçaabat’a bağlı Ambarcık (Vayton) ve Demirkapı (İstera) ve köyleri ve güneyinde; Düzköy’e bağlı Aykut (Horovi) ve Akçaabat’a bağlı Işıklar (Visera) Beldeleri yer alır.

Doğanköy’e bağlı mezranın yanında Bala (halk arasında “Bela” diye söylenir) ve Mucura(Ulan) yaylası görülmeye değer yerlerdendir.

Bazı kaynaklarda, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan belgelere göre 16.yüzyılın ilk yarısında o zamanki Akçaabat bucağına bağlı 106 köyün olduğu belirtilmektedir. Sicil-i Mahfuz Defterinin 11 Muharrem 1252 (1836) günlü sayfasında da yer alan Akçaabat'a bağlı köylerden birisi de Doğanköy(Mucura)’dür.

1990'da alınan bir kararla yasal işlemler tamamlanarak, belde konumuna geldi. 2000 yılı nüfus sayımına göre belde nüfusu 2.794 ve Nüfus kaydı sistemine göre yapılan 2007 yılı nüfus sayımına göre ise 2.100’ dür.

Doğanköy Beldesinin kadastrosu 24.02.1970 tarihinde kesinleşmiştir. Beldenin hâlihazır haritası ve imar planı 1996 yılında yapılmıştır.

Tarihi seyir içersinde Doğanköy’ün bağlı olduğu Akçaabat ve Trabzon birçok tarihsel dönemler geçirmiştir.

Tarihsel Dönemler:
Kuruluş dönemini izleyen tarihsel gelişmeleri Roma, Bizans, Kom menos ve Osmanlı dönemi olarak 4'e ayırıp ayrı ayrı incelemek daha yararlı olur.

1-ROMA DÖNEMİ (MÖ 63-MS 395):

MÖ. 334’de Makedonya Kralı İskender Anadolu’da Pers hâkimiyetine son verir. Yerli halkın desteğiyle Pers Kralı Mithridates MÖ 280 de Amasya’da Merhum Yazar Mahmut GOLOĞLU’nun deyimi ile “Anadolu’nun Milli Devleti Pontos” Devletini kurar. Zira bu Turanî Devletin sembolü ay-yıldızdır. Ve Trabzon da bu yapılanmanın içerisinde kalır.

Romalılar, MÖ 63 yılında Pontos Devleti’ni yıkarak, Doğu Karadeniz bölgesini egemenlikleri altına alırlar. Ancak gerek yerel krallıkların direnişi ve gerek Roma ordusundaki iç çekişmeler bu egemenliğin kökleşmesini uzun süre geciktirir. Trabzon ancak MS 64 yılında Roma'ya bağlanır. Trabzon Pontos Vasallığı içinde yer alır ve Kapadokya’ya bağlanır. Daha sonra Trabzon Kapadokya-Galatya eyaletine dâhil edilir.

Roma İmparatoru Hadrian döneminde Trabzon’da birçok imar hareketleri olur. Hadrian’dan sonra Trabzon’un parlak dönemi sona erer ve 244 yılında para basma yetkisi elinden alınır. 276 yılında Trabzon; Got’ların saldırısına uğrar ve tüm kent yakılıp yıkılır. 4.yüzyılın başında Trabzon’da Dörtlü İdare kurulur ve imar faaliyetleri tekrar başlar.

2-DOĞU ROMA(BİZANS) DÖNEMİ (MS 395–1204):

Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılır ve Trabzon Doğu Roma Bizans İmparatorluğu içerisinde kalır ve imar faaliyetleri devam eder. Heraclius zamanında Trabzon Khaldia Tema’sının merkezi olur.

3-KOMNENOSLAR DÖNEMİ (MS 1204-1461):

Kilisenin önderliğinde İslam Dünyasına savaş açan Hıristiyan batının topladığı IV. Haçlı Orduları İstanbul’da konaklar. 1204’de Doğu Roma(Bizans)nın egemenliğine el koyarak, Latin Devletini kurması üzerine öldürülmemek için İstanbul’dan kaçan ve Bölgedeki Bizans egemenliğinin zayıflamasını fırsat bilen I. Andronikos Kommenos’un torunları Aleksios ve David Kommenos kardeşler, Gürcistan kraliçesi olan halaları Tamara'nın yardımlarıyla Gürcistan'dan Trabzon'a gelerek, 1204 yılında Trabzon’da halkı Turanî kavimlerden oluşan Kommenoslar Devletini kurarlar. Devletin başına Aleksios Kommenos geçer. Kısa sürede Turanî kavimlerden oluşan yerli halktan bir ordu kurarlar. Kardeşi David Kommenos, batıya doğru akınlar yaparak, devletin sınırlarını genişletme görevini üstlenir. Kısa sürede devletin sınırları bugünkü Hopa ile Karadeniz Ereğlisi sınırlarına ulaşır.

Kommenoslar’ın kurduğu bu devletçik bir şehir devleti niteliğindedir. Ancak Doğu Roma Bizans imparatorluk ailesine mensup ve mirasçısı olduklarından kendilerini kral ve imparator diye nitelerler.

Trabzon Kommenos Devletini kendi kurduğu devlete rakip gören ve yine Doğu Roma Bizans kraliyet ailesinden olan İznik Devleti yöneticisi Theodoros Laskaris ile anlaşan Selçuklular, Karadeniz ticaretini engelleyen Kommenoslar'a karşı savaş açarlar. Amasra ve Ereğli'yi ele geçiren Selçuklular Trabzon'u da kuşatırlar. Sinop savunması sırasında Selçuk hükümdarı İzzettin Keykavus'un eline geçen Aleksios her yıl Selçuklular'a vergi ödemek ve sınırlarını Kızılırmak'ın doğusuna çekmek şartıyla özgürlüğüne kavuşur (Yıl: 1214). Komnenoslar'ın Selçuklulara bağımlılığı Kösedağ Savaşı'na (Yıl: 1243) dek sürer. Osmanlı Devleti Anadolu’ya hâkim olunca I. Bayezıd (Yıldırım) 1398 de Trabzon Kommenos Devletini yıllık vergiye bağlar. 1461 de Fatih Sultan Mehmed Han Trabzon Kommenos Devletinin egemenliğine son verir.

4-OSMANLI DÖNEMİ (1461–1922):

Osmanlı Türk-İslam Devleti 1453 yılında İstanbul'u fethettikten sonra Anadolu'nun kuzey bölümünü de topraklarına katarak, tüm Anadolu'da Türk-İslam birliğini kurmak, Fatih Sultan Mehmet Han’ın en büyük amacı olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet Han 26 Ekim 1461 'de(Bazı kaynaklarda 15 Ağustos diye geçmekte ise de tarihçiler 26 Ekim tarihini benimsemişlerdir)Trabzon'u fethederek, Anadolu’nun toprak bütünlüğünü sağlar. Trabzon’un fetih tarihi olan 1461, İstanbul’un fetih tarihi olan 1453 kadar önemlidir. Çünkü yabancıların ülke topraklarına müdahale etme fırsatı tamamen ortadan kaldırılmış ve Anadolu’da Türk-İslam birliği tamamlanmıştır. Böylece Trabzon’da Kommenoslar ailesi dönemi kapanır. Tabii Trabzon ile birlikte Akçaabat da Osmanlı Türk-İslam İmparatorluğu'nun yapısı içinde yer alır.

Trabzon; 16.yüzyılda Batum ve Lazistan Sancağı ile birleşerek eyalete dönüştürülür. 1897 de Trabzon ‘da büyük bir yangın çıkar ve şehir yeniden düzenlenir.1868 de Trabzon vilayet olur ve Lazistan (Batum), Gümüşhane (Süleymaniye) ve Canik (Samsun) Sancakları Trabzon’a bağlanır.

Zaman zaman Trabzon ve Akçaabat da denizden ve karadan Rus saldırılarına maruz kalır. Kıyı bölgesinde yer alan özellikle Sargana (Akçakale) Rus baskınında destan yazan Akçaabat Sargana halkının imdadına köylerden koşanlar ile birlikte Doğanköy halkı da yazılan destana katkı sağlar ve düşmanı canları pahasına püskürtürler.

I. Dünya savaşında Ruslar Trabzon’a saldırır. 14 Nisan 1916 da Trabzonlu milisler Maçka’ya taşınır. 10 Haziran 1916 da Çaykara Sultan Murat Yaylasında, Of Baltacı ve Arsin Yanbolu Derelerinde Ruslara karşı başarılı savaşlar verilir. Ancak Ruslar’ın Trabzon’a girmelerine engel olunamaz. Ruslar, 14 Nisan 1916 da Trabzon’a girer.

Birinci (I.) dünya savaşı sonrasında Trabzon ve havalisinde yaşanan Rus istilası nedeniyle katliamlardan ve büyük göç, yani üzücü muhacirlik olayından Doğanköy Beldesi de nasibini almıştır. Eli silah tutanlar askere alınıp uzak cephelere gönderilmiş, geride kalan çoluk, çocuk, kadın ve ihtiyarlar her türlü sefalet ve açlığa rağmen düşmana karşı koymuşlar.

Ancak Rus işgal güçleri ve özellikle Rus ordusuna katılan Ermeniler ahlaksız, hayâsız katliamlar yapmışlardır. Buna yerli Rum diye anılan yerli Hıristiyanlardan ve maalesef yerli bazı eşkıyalar da katılmış Trabzon’u soyup soğana çevirmişlerdir. Trabzon ve havalisinde çok olumsuz olaylar yaşanmış ve halk evlerinden barklarından devlet denetimi dışında çıkarak, düzensiz bir şekilde batıya doğru göç etmişlerdir. Kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan halk muhacirlik sırasında nerede yardım görmüşse orada çok zor şartlarda geçici iskân ederek, Kahraman Türk Ordusunun zaferlerini gözlemeye başlamıştır. Bu kontrolsüz göç sırasında çok sayıda insan açlık, soğuk, hastalık ve yollarda Ermeni, Rum çete saldırılarında hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu olay halk arasında “büyük muhacirlik olayı” diye anılmaktadır.

İŞGAL VE MUHACİRLİK YILLARI:

Ne zamandır düşlerimizi bölen top sesleri, son umutları da parçaladı. Ordu birlikleriyle bütünleşen yöre halkının canını dişine alarak direnmesine karşın 18 Nisan 1916'da Doğu Karadeniz'in odak noktası olan Trabzon ve havalisi düşman eline geçti. Trabzon'a giren işgalci Ruslar, ana kuvvetlerini batıya ve güneye doğru yönelttiler. Trabzon'dan batıya çekilen Türk birlikleri Akçaabat'ın Kalenima Deresi sırtlarında güçlü bir savunma hattı kurdu. Bunu öğrenen Rus'lar, 19 Nisan'da Akçaabat'ı denizden bombaladılar. Kalenima Deresi önlerine 5.000 dolayında asker çıkardılar. Karadan da iki alay ile Akçaabat üstüne yürüdüler. Ordu ve halk birliklerinin olanca güçleriyle karşı koymalarına rağmen 20 Nisan 1916'da Akçaabat işgal edildi.

Hem karadan, hem de denizden saldırıya geçen düşmanın baskın gücü karşısında uzun süre tutunamayan birliklerimiz Yeşiltepe, Hıdırnebi ve Yoroz tepelerine çekildi. Daha sonra Karadağ, Karaptal, Beypınarı yaylaları üs olarak seçildi. Birliklerimiz, bu hattın önündeki geçitleri keserek, düşmanın iç kesimlere sızmasını önlemeye çalıştı.

TARİHİ MUCURA (DOĞANKÖY) BASKINI:

Ruslar birçok yerde olduğu gibi Doğanköy Köprü ayağı mevkiinde karargâh kurdular. Belde halkından muhacirliğe çıkamayanlar Rus askerleri tarafından yol, orman, bağ ve bahçe işlerinde zorla çalıştırdılar. Karadağ(Fengo) yaylasından ağaçtan oluklardan su akıtarak, kestirdikleri odunları su gücüyle Doğanköy de topladılar ve Trabzon’a sevk ettiler. Birçok evi işgal ettiler, bazılarını yaktılar. Halktan direnme meyli gördüklerini şehit ettiler.

Özellikle Ermeni asıllı eşkıya askerler ahlaka aykırı davrandılar ve mereklere, damlara, mescitlere doldurdukları halka önce işkence ettiler, sonra ateşe verdiler. Müslüman halka büyük zulüm yaptılar. Ancak Rus ordusu içerisinde bulunan Müslüman ve Türk asıllı askerler sayesinde Ermeni askerler daha fazla katliam yapamadılar.

Bu zulümlere göz yummayan Of, Sürmene, Tonya, Vakfıkebir ve yakın köylerden gelen Türk çeteciler Doğanköy de konuşlanan Rus karargâhına büyük bir baskın düzenlediler. Ruslardan silah ve mühimmat temin ettiler ve geri kalan mühimmatı da ateşe verdiler. Bu tarihi baskın “MUCURA BASKINI“ olarak anılmaktadır.

Söz konusu milis reislerinden olan Hacısalihoğullarından Harakalı Mustafa Ağa 1916 Rus işgali ile azgınlaşan Ermeni ve Rum çetelere karşı karşı mücadele etmiştir. 15 kişilik müfrezesi ile Söğütlü ve Sera’da 30’un üzerinde ki köylerde asayişi sağladı. Ruslara, azgınlaşan Ermeni ve Rumlar’a karşı büyük mücadele verdi. Ruslar’dan elde ettiği 300 tüfek ve 1 adet topu 3. Ordu Komutanı, Kahraman Kazım Karabekir Paşaya göndermiştir.

KURTULUŞ:

Ruslar, 20 Nisan 1916'da işgal ettikleri Trabzon, Akçaabat ve havalisinde yaklaşık 1 yıl 10 ay, 10 gün kadar kaldılar. Burada kaldıkları süre içinde halka çektirilen çilenin yanı sıra, bazı bayındırlık işleri de gerçekleştirdiler. Ancak özellikle Rumlar camileri evleri soymuşlar. Tabi Ruslarda geri kalmamış camileri katana isimli atlarına ahır, karargâh ve depo yapmışlar. Bu yetmemiş Uspenski gibi uzmanlar tarafından camilere ait tarihi ve kültürel değerler çalınmış ve büyük boy sandıklara yüklenerek, Moskova’ya kaçırılmıştır.

Kurtuluş Savaşında kazanılan zaferler ve Rusya'da kurulan Sovyet Sosyalist yönetimi ile yeni Türkiye Cumhuriyeti arasında varılan antlaşmalar üzerine Rusların işgal kuvvetlerini geri çekmeye başlaması, Ruslar’dan çok onların güdümüne giren özellikle dış ülkelerden Rus ordusuna katılan Ermeniler ve Trabzon ve havalisinde yaşayan bazı Rumlar işgal yıllarında Ruslar’dan güç alarak yaptıkları soygunların, cinayetlerin hesabını vermekten kurtulmak için kaçacak delik aramaya ve katliamlar ile birlikte ev barkları yakmaya koyuldular. Ülkelerine dönen askerlerin arasına karışıp Rus gemilerine binemeyenler, başka kaçış yolları aramaya giriştiler. Bunun üzerine Trabzonlu Hacı Hamdi Bey komutasındaki 37. Tümen, Giresun'da 123.Alay ile birleşerek Trabzon'a doğru yola çıkarıldı.

12 ŞUBAT 1918: Antlaşma uyarınca işgal birliklerinin geri çekilmesinden yararlanan Ermeni çeteleri, Ruslardan ellerine geçirdikleri top ve makineli tüfeklerle Rus'lardan boşalan yerlerde her türlü soygun ve işkence yaptıklarından halkın can, mal ve namus güvenliğini sağlamak üzere Kafkas Kolorduları Komutanlığına emir verilmiş, ilk adımda Kelkit kasabasıyla Köse ve Şadan sınırına dayanan yerler güvenlik altına alınmıştır.

16 ŞUBAT 1918: Kafkas cephesindeki güvenlik kuvvetlerimiz, havanın elverişsizliğine karşın her adımda karşılaşılan çeteleri dağıtarak, 15 Şubat 1918 tarihinde Kelkit kasabasının 28 km kuzeyinde bulunan Eşmede'ye vardılar. Aynı gün Görele'nin 30 km kuzeyinde Vakfıkebir kasabasına girdiler. Erzincan ve çevresindeki Ermeni çeteleri, Mamahatun'a (bugünkü Tercan) doğru kaçıyorlardı.

18 ŞUBAT 1918: Askerlerimiz çevredeki çeteleri dağıttıktan sonra 17 Şubat Pazar günü Akçaabat(Pulathane)'a girdiler. Aynı günlerde dağlardaki Rum ve Ermeni çetelerini izleyen Yüzbaşı Kahraman Bey, o zaman Akçaabat'a bağlı olan Gökçeler (İhtimena) köyünden Hamit Usta, Lermioğlu Osman ve İsmail, Yetimoğlu Mehmet Onbaşı, Aykut (Horovi) Köyünden Ofluoğlu .. Hüseyin Çavuş, Maçka'nın Kaynarca Köyünden Kazancıoğlu Omer Çavuş gibi çetecilerin yer aldığı 30 kişilik çetesiyle önce Gürbulak(Oksi ) Köyünü basmaya kalkışan Ermeni'lere karşı direnen Hacısalihoğlu Harakalı (Yolbaşı Köyü) Mustafa Ağa ve kardeşi Eyüp Ağa'nın yardımına koştu. Rumlar’la da işbirliği yapan Ermeni çetesini kovaladıktan sonra iç kesimleri taraya taraya kıyıdaki ordu birlikleriyle buluştu.

Bu arada Şalpazarı, Tonya ve Vakfıkebir'den gelen çeteciler Akçaabat tepelerini tuttu. Rus'ların elinde bulunan Kireçhane tabyasından açılan top atışlarıyla çetecilerin kasaba içine girmeleri önlendi. İşgal kuvvetlerinin çekilişi sırasında güvenliği sağlamakla görevlendirilen Rus devriyelerinin mahalle aralarındaki taşkın davranışları, göç edemeyip buralarda kalan yerli halkın ağır tepkileriyle karşılandı.

15 Şubat 1918 cuma günü, o zaman Akçaabat ilçesindeki Lazlar (Yenimahalle) diye anılan mahallenin büyüklerinden Hasan Topsakal, Birincioğlu Ahmet ve Şükrü Efendi'lerle, boş evleri yakmaya kalkışan devriyeler arasında çatışma çıktı. Gün boyu süren çatışmalarda 6 ölü veren Rus devriyesinin geri çekilmesiyle sona erdi.

Ruslar’dan cesaret alan Ermeni ve Rumlar yerli halka büyük işkence yapar ve kadın, çocuk ve yaşlı bir çok insanımız şehit olur. 1917 Bolşevik Devrimiyle Çarlık Rus yönetimi yıkılır. Rus ordusunda panik ve başıbozukluk başlar. Ve Ruslar geri çekilmeye başlar. Karadağ’da toplanan Türk çeteleri Yüzbaşı Kahraman Bey’in komutasında 3 koldan Trabzon’a yürür ve 17 Şubat’ta Akçaabat ve 24.Şubat 1918 de Trabzon’a girerler. Halk büyük coşkuyla coşar.

5-TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ(1922- …)

Kurtuluş Savaşından zaferle çıkan Türk Milleti 23 Nisan 1920 de Yeni Türkiye Cumhuriyet Hükümetini kurar. Artık çalışmak ve kalkınmak ve savaşın t yaralarını sarma vaktidir. Ancak halk çok bitkin, çaresiz ve fakirdir. Savaşın yaralarını sarmak uzun zaman alır. 29 Ekim 1923 de devlet idaresinin Cumhuriyet olduğu tüm dünyaya ilan edilir. Ve bayındırlık ve sanayi hamleleri başlar. Okullar açılır, tarımda ilerlemeler başlar. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Türk halkıyla bütünleşerek kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ ilerleyerek, çoğalarak bugünlere gelir. Ancak Atatürk’ün ölümünden sonra Osmanlıca diye anılan yazı dilinin yasaklanarak Latince yazı dilinin kabul edilmesi başlangıçta cazip görülse de zamanla köklerinden koparılan bir ağaçlar gibi kültür, tarih bilincinin zayıflamasına ve hatta kopma noktasına kadar getirmiştir. Öyle ki kültür devrimleri adı altında büyük kültür tahribatı yapılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Büyük Önder M. Kemal ATATÜRK sağlığında 1924, 1930 ve 1937 yıları olmak üzere Trabzon’a üç kez gelmiştir.

KENT’İN ve DOĞANKÖY’ÜN ADI:

Cumhuriyet döneminde Doğanköy’ün bağlı olduğu Kentin bilinen ilk adı olan Pulathane; Akçaabat olarak değiştirilmiştir.

Benzer şekilde eski adı Mucura (Halk ağzı ile Muzura ) olan beldenin adı Doğanköy olarak değiştirilmiştir. 1990 yılına kadar köy muhtarlığı olan Doğanköy; tek mahalle olarak aynı ad ile belde belediyesi olmuştur.

Doğanköy ekonomik ve diğer nedenlerden çok göçler vermiştir. Bugün yurt dışında Almanya dâhil birçok ülkede Doğanköylü’lerin oluşturduğu mahalleler vardır. Aynı şekilde yurdun değişik kesimlerinde birçok mahalle ve köyler oluşmuştur.

MUHAMMET YAVRUOĞLU
Araştırmacı Yazar

Not : Devamı var… (II.BÖLÜM)


 www.muzura.net | Doğanköy'e Ulaşmanın En Kısa yolu internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları www.muzura.net | Doğanköy'e Ulaşmanın En Kısa yolu Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

MUZURA.NET SAYFALAR


 

 
 

Geliştirme : © 2008-2017

Adres : Doğanköy Mahallesi Akçaabat/Trabzon
Tel :0541 732 40 46 Muzura.Net / Doğder
Bu site 0.031 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]